ŞİLİ’NİN KOMUTAN CAMILA’SI

Daha önceden Şili'yle ilgili bir dosyaya başlamış, ancak  giriş yazısından sonra devamını getirmeye muvaffak olamamıştım. Dosyaya başlamamdan bu yana geçen sürede Şili de boş durmadı, artık değerlendirilecek yeni toplumsal hareketler var. Çok hızlı bir sene yaşayan (Madencilerin yaşam mücadelesi, deprem, yanardağ patlaması, tsunami, vs.) ülke, son aylarda yoğun bir toplumsal eylemliliğe sahne oluyor. Üniversite öğrencilerinin hoşnutsuzluğuyla başlayan kalkışma emekçi sınıfa sıçramış durumda; ülke 24-25 Ağustos'u genel grevle geçirdi.

SIC TRANSIT GLORIA MUNDI*

* "İşte böyle geçiyor dünyanın ihtişamı." Yirminci yüzyılın ortalarında, Alaska'ya yaklaşık 300 kilometre uzaklıktaki St Matthew Adası'nda ilginç şeyler oldu. 1944'te adada bir üs kurmaya niyetlenen Amerikan Sahil Güvenlik Komutanlığı, kısa sürede bu fikrinden vazgeçti. Fakat personelin acil durumda yiyecek kaynağı olarak kullanması için adaya nakledilen ren geyikleri, nakliye maliyeti sebebiyle anakaraya geri götürülmeyerek adada bırakıldı. İşin bundan sonrası hayli ilginç; 1944 tarihinden itibaren adaya farklı sebeplerle

KAOS GL’DEN: “HERKES BENİM VATANDAŞIM AMA HETEROSEKSÜEL OLMAK KOŞULUYLA!”

60’ıncı Hükümet’in en az demeç verip de akıllarda en fazla yer eden mensubunun kim olduğuna ilişkin ortaya bir soru atsak, şüphesiz ki “Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf”ın ismi pek çok kereler zikredilirdi. İlkin televizyon dizilerindeki cinselliği rahatsız edici bulduğunu belirterek gündeme gelen Kavaf’ın dilinin altındaki baklayı çıkarması çok sürmemiş, 7 Mart 2010’da Hürriyet Gazetesi’nden Faruk Bildiri’ye verdiği mülakatta laf arasında, eşcinselliği “tedavi edilmesi gereken” bir olgu olarak değerlendirdiğini söylemişti:

NAOMI KLEIN’IN KALEMİNDEN LONDRA 2011: GÜPEGÜNDÜZ YAĞMA

Son zamanlarda sürekli İngiltere’deki isyanların siyasal motivasyonlara dayanmadığını duyuyoruz. Fakat yağmacılar, ulusal elitlerinin güpegündüz soygun yapmayı alışkanlık edindiğinin farkında. Londra’daki olaylarla, Avrupa kentlerinde çıkan isyanların (Atina’da zarar verilen dükkanlar ve kırılan camlar, Paris’te yakılan otomobiller, vs.) karşılaştırılmasıyla oluşturulan analizler sürekli kulağıma çalınıyor. Olaylar arasında benzerlikler kurmak elbette mümkün; olayları başlatan kıvılcım olarak polis şiddeti ve kendini unutulmuş

LOÇ VADİSİ DİRENİYOR: “VADİMİZE, SUYUMUZA UZAKTAN BAKMAYACAĞIZ!”

Türkiye Sarı Yazma'yı ve Loç Vadisi'ni, 2008'de başlayan HES mücadelesi ile tanıdı. Devletin herkesten habersiz ORYA Enerji ve Ümran Boru şirketlerine ihale ettiği Vadi'nin halkı önce Hidro Elektrik Santrali'nin, ekolojinin ne olduğunu öğrendi. Öğrenir öğrenmez de bugüne kadar gelen uzun soluklu mücadelelerini başlattılar. Hukuki süreç bugün Loç Vadisi halkının lehine gelişiyormuş gibi gözükse de, ekoloji ve geleneksel yaşam hakkı mücadelelerinin henüz başında olduklarının farkındalar.