POLİS ÖLDÜRMEYE YETKİLİ

Gezi Parkı Direnişi başlayıp, anaakım basının karartması toplumun geniş kesimlerince tespit edilince, sosyal medya üzerinden özürler dilenmeye başlandı. Sermaye gruplarının yönlendirdiği, yaptıkları yayınlara Başbakan’ın verdiği tepkileri doğrudan başbakanlık basın danışmanlarından edinebilme talihine sahip basın, özellikle Kürt halkının yaşadıklarını anlatış biçimi yüzünden kınandı; “Kürt kardeşlerimizin sorunlarını meğer 30 yıldır bu basından takip etmişiz, özür diliyorum” açıklamalarını yapanlar gerçekten de samimi ve haklılardı. Lakin anaakım basının genellikle ilgi göstermediği, yayınlarına konu ettiğindeyse toplumun algı ayarlarıyla oynadığı tek

TİHV: GEZİ PARKI ŞİDDETİ AÇIKLANANIN ÖTESİNDE

Türkiye İnsan Hakları Vakfı Genel Sekreteri Metin Bakkalcı, Gezi Parkı olaylarını ve Türkiye’nin insan hakları karnesini BirGün’e değerlendirdi. İkinci Dünya Savaşı sırasındaki trajedilerin bir daha yaşanmaması için oluşturulan Evrensel İnsan Hakları Sözleşmesi ve vatandaşların haklarının devletçe güvence altına alan anlayışın, dünyanın içinden geçtiği süreçte tahrip olduğunu, kendi varlıklarını sürdürme derdindeki sistemin temel hakları sömürdüğünü kaydeden Bakkalcı, Türkiye’de 2005 yılından sonra ciddi bir baskı ortamı oluştuğunu belirtti. Türkiye’de 2000-2005 arası süreçte insan hakları alanında nispeten olumlu

BREZİLYA’DA NELER OLUYOR?

‘Hareket tam bir savaş alanı gibi. Brezilya toplumunun tüm çelişkileri aynı anda yaşanıyor.’ Türkiye’deki Gezi Parkı olaylarının başlamasından kısa bir süre sonra, bir direniş haberi de Brezilya’dan geldi. Ulaşıma yapılan zamların sabrını taşırdığı Brezilya toplumu, “Aşk bitti! Burası artık Türkiye!” deyip sokaklara döküldü. 20 yıllık diktatörlüğün 1985’teki yıkılışından beri en büyük kitle eylemlerine sahne olan Brezilya, hem Gezi Parkı Direnişi’nin küresel etkilerini göstermesi bakımından, hem de süreçte yaşanan olayların Türkiye’ye

BUNALIMDAKİ TÜRKİYE

Haftalar süren iç karmaşa, Ankara yönetiminin ekonomideki kontrolü yitirmesine mi yol açtı? Türkiye’deki protestoların üçüncü haftasına girdiği sıralarda partisi AKP’nin haftalık meclis grup toplantısında bir konuşma yapan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, hükümet karşıtı protestolara şiddetli biçimde karşılık veren emniyet kuvvetlerinin “sağduyulu” bir müdahale sergilediğini iddia etme cüretinde bulundu. Bununla da yetinmeyen Erdoğan, “Polisin müdahale gücünü artıracağını” ifade etti. Başbakan bu konuşmasını yaptığında, polise göstericilerin Gezi Parkı’ndan çıkarılması emrinin verilmesi ve ülke genelindeki kentlerde çatışmaların yeniden

MİLLETVEKİLİ DOKUNULMAZLIĞINI TBMM DEĞİL POLİS KALDIRDI

Son yirmi günde polis memurlarının uyguladığı şiddetten, demokratik haklarını kullanan vatandaşlar kadar milletvekilleri de nasiplendiler. Muhalefet partilerinin AKP’yi yıllardır kaldırmaya davet ettiği milletvekili dokunulmazlıkları, fiili olarak sokakta bozulmuş oldu. Polis şiddetinin birebir muhatabı olan ve yurttaşlara uygulanan şiddete tanıklık eden milletvekilleri, Gezi Parkı Direnişi boyunca yaşadıklarını BirGün’e anlattılar. Aylin Nazlıaka, CHP Ankara Milletvekili: “Bu süreçte her türlü hak ihlali gibi, milletvekili dokunulmazlıkları da görmezden

ARTIK HERKESİN BİR HİKÂYESİ VAR

Gezi Parkı’na inşa edilmesi planlan Topçu Kışlası kisvesi altındaki alışveriş merkezinin protesto edilmesi ile başlayan süreç herkeste farklı etkiler yarattı. Bir ara Taksim Meydanı’nı süsleyen Kaldıraç afişinin de dediği gibi, artık herkesin bir direniş, bir dayanışma ve bir şiddet hikâyesi var. Gezi Direnişi’ni Ankara ve İstanbul’da yaşayanlar, başlarından geçenleri BirGün’e anlattılar. Bense başıma gelenleri değil, tanık olduklarımı yazdım.

HIZLANAN ZAMAN, VAHŞİLEŞEN POLİS

Son 10 günde hızlanan Türkiye tarihi, polis şiddetinin doruğa çıktığı, toplumun bu şiddetin muhataplığı hususunda ortaklaştığı günler olarak hafızalara kazındı. 18 Aralık 2012'de, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Göktürk-2 uydusunun fırlatılması dolayısıyla düzenlenen törene katılmak üzere, beraberindeki binlerce çevik kuvvet, TOMA'lar ve panzerlerle ODTÜ'ye gelişi, Türkiye'deki –iktidarın deyişiyle– “toplumsal olay” algısını yeni bir noktaya taşıdı. ODTÜ'de Erdoğan'ı protesto etmek için toplanan yürüyüş kortejine polisin gerçekleştirdiği müdahaleyi yalnızca "orantısız" biçiminde