PAX ERDOĞANA: ERDOĞAN’IN BARIŞI

10 yılda içerideki sorunları kendi doğruları çerçevesinde çözen iktidar, Erdoğan’ın barış anlayışını Türkiye’ye ve Orta Doğu’ya dayatmaya hazır. 60’ıncı Hükümet’in 2009’daki flaş transferi Ahmet Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanlığı görevine gelmesiyle başlayan saldırgan dış politika dönemi, uzun süren bir Neo-Osmanlıcılık tartışmasını başlatmıştı. Pax Romana, yani “Roma Barışı” kavramına atıfta bulunan Pax Ottomana teriminin yeniden gündeme geldiği o günlerden beri küresel aktör ve bölgesel güç olma iddiasına sahip Türkiye, içerideki karışıklıkların bir şekilde çözümlenmesiyle bugün yeni bir döneme

AKP İKTİDARINDA HALKIN DÜŞMANLARI

AKP’nin spin iktidarında “terörizm” vurgusu topluma verilen birincil mesaj olma özelliğini koruyor. PKK, Ergenekon ve KCK’den sonra, şimdinin 'gözde' terör odağı DHKP-C. 19 Aralık Katliamı’nı, yani 2000 yılında 20 cezaevine yapılan eşzamanlı saldırıyı “Tufan Operasyonu” olarak değil de, “Hayata Dönüş Operasyonu” adıyla kamuoyuna sunarak 31 ölümün hiç değilse epistemik meşruiyetini sağlamaya çalışan mantık, AKP iktidarının 10 yılına da damgasını vurdu. “Her kürtaj bir Uludere’dir” diyerek kürtajı Roboski Katliamı üzerinden tartıştıran, “Vicdani ret

DEVLET ZORUYLA ŞEHADETE YÜRÜYENLER

Vicdani reddi tanımayan, zorunlu askerlikte direten, yüksek nüfusu militarist politikaların güvencesi olarak gören AKP iktidarı, “barış sürecini” yürütürken de gerçek yüzünü gizleyemiyor. Halkların Demokratik Kongresi heyetinin, barış sürecini anlatmak üzere çıktığı Karadeniz gezisinin ikinci durağında, Sinop’taki linç girişiminin ardından Samsun’da da saldırıya uğradığı sıralarda, Başbakan Erdoğan partisinin haftalık grup toplantısında konuşuyordu. Erdoğan, muhalefet partilerinin “gazeteci kılığı altındaki polis katilleri”ni savunmasından duyduğu rahatsızlığı ifade ettikten sonra,

YÜZDE 1’İN SORUNU

"Niçin Amerika’nın en tepesindeki yüzde 1’lik kesim, tıpkı servetleri en yoksul yüzde 30’un tüm varlığına eşit olan altı Walmart varisi gibi, daha bencil olmuyor?" Bu soruyu, bir zamanlar piyasa iktisadıyla son derece içli dışlı olan (Uzun süre Dünya Bankası'nda baş ekonomist olarak çalıştığını hatırlatalım) ancak deneyimleri ışığında görüşlerinde radikal değişiklikler yaşayan, Nobel Ödülü sahibi iktisatçı Joseph Stiglitz soruyor. "İşgal/Occupy" hareketinin terminolojiye kazandırdığı "yüzde 1" hitabıyla ABD'nin ve dünyanın refah seviyesi en yüksek şanslı azınlığına hitap

İŞGAL ÇEVİRİLERİ OCCUPIED MEDIA’DA

Homo Insurrectus'ta geniş bir kadroyla yaptığımız the Occupied Wall Street Journal çevirileri, işgalin olabildiğince "resmi" yayın organı Occupied Media'da yerini aldı. Çeviriler bundan sonra da hem Homo Insurrectus'ta, hem de Occupied Media'da yer almaya devam edecek. Occupy Media'nın Türkçe bölümüne bu linkten erişebilirsiniz. Bu fırsatla bir kere daha the Occupied Wall Street Journal çevirilerini toplu halde sunmuş olalım.

THE OCCUPIED WALL STREET JOURNAL SAYI: 4

İşgal yayınlarını çevirmeye, işgalin gazetesi The Occupied Wall Street Journal'ın dördüncü sayısı ile devam ediyoruz. İlk üç sayının aksine, dördüncü sayı yazın eserlerinden değil, dünyanın farklı yerlerindeki işgalcilerce tasarlanan afiş ve posterlerden oluşuyor. New York'taki ve diğer işgal noktalarındaki eylemlerde de sıklıkla kullanılan bu çalışmaları, Türkçe tercümeleriyle paylaşıyoruz.  farklı yerlerdeki işgalcilerin tasarladığı posterlerden oluşuyor. Posterlerdeki sloganların Türkçe çevirilerini hemen altlarında bulabilirsiniz.

9 ARALIK’TA NEREDESİNİZ?

Sincan Cezaevi'nde tutuklu bulunan Ömür Çağdaş Ersoy'un mektubudur: Türkiye’nin dört bir yanından gelmelisiniz! Adliyenin önünü doldurmalısınız. O gün geleceğiniz yargılanacak, parasız eğitim yargılanacak, demokratik hak ve özgürlükleriniz yargılanacak! 9 Aralık 2011, bu tarihi not edin! O gün görülecek bir duruşma var, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde… Öğrenciler yargılanacak! 42,5 yıl istemiyle, toplam değil kişi başı! Birini öldürmedik. Ortada bir ölü var, o da bizim arkadaşımız Metin Lokumcu, Hopa’da “orantısız güce” kurban

İŞGAL İSTANBUL’DA

Wall Street’te başlayan ve önce ABD’ye, sonra tüm dünyaya yayılan işgal hareketi İstanbul’da da örgütleniyor. Daha önce 15 ve 30 Ekim’de Taksim Meydanı’nda buluşan grup, ilk ciddi eylem denemelerine girişmiş durumda. Dünya finans piyasalarının merkezi maiyetindeki Wall Street’te başlayan isyan İstanbul’a ulaştı. Finans sermayesine hakim olan %1’in baskılarına daha fazla boyun eğmek istemeyen %99’un başlattığı eylem kısa zamanda dünyanın her yanında taraftar

WALL STREET İŞGALİ BU SEFER GÜLDÜRMEDİ

Bir kereye mahsus, Wall Street İşgali'nin magazinel kısmına değinelim. Can Kamiloğlu'nun haberine göre, sabah saatlerinde Zuccotti Park'ın işgalcilerin konakladığı kısmında olay çıktı. Amerikalı evsiz Jeremy Clinch, protestoların ilk gününden itibaren parkta olduğunu ve hala bir çadırı olmadığını söyleyrek çadırları tekmelemeye, çadırlarında uyuyan göstericilere saldırmaya başladı. Kör talih, Clinch işgal hareketi kapsamında parkta konaklayan Recai

YENİ BİR DÜNYA

%1’in anlam veremediği talep ne biliyor musunuz, bizleriz. Birbirlerinin isteklerini ve şikayetlerini tuhaf ve farklı bulan, bireyler ve köyler, şehirler ve topluluklardan oluşan bizler. Dünyaya dönüşen bizler. Anketler, sokaktaki herkesin bunun halihazırda ayırdında olduğunu ortaya koyuyor: New Yorkluların büyük bölümü, her dört kişiden üçü işgali ve taleplerimizi içten içe destekliyor. 15 Ekim uluslararası eylem gününün merkez üssü, baskısını göstermekte ısrarlı polislerce çevrilmiş Times Meydanı’ydı. Fakat bizim kentimiz pek çok merkezden yalnızca biriydi. Tüm