13 yaşındaki Yunus Eser’in ihmal sonucu yaşamını yitirdiği olayda tüm sorumlular hala görevlerinin başında
Doğu Eroğlu (13 Eylül 2013 BirGün Gazetesi)
13 yaşındaki işitme engelli Yunus Eser, yatılı kaldığı okulun bahçesinde oynarken, topu yan taraftaki yükseköğrenim yurdunun bahçesine kaçtı. Topun peşinden geçtiği bahçede, bir elektrik direğinde açıkta bırakılmış tellere dokununca akıma kapılan Yunus yaşamını yitirdi. Olayın üzerinden bir yıl geçmesine karşın, ihmalin tüm sorumluları görevlerinin başında. Yunus’un ölümüyle ilgili açılan davanın ilk duruşması 17 Eylül’de görülecek.
İdarecilerin ihmali bir cana mal oldu
2012-2013 eğitim-öğretim yılında Kocaeli’nin Karamürsel ilçesindeki A. Gazanfer Bilge İşitme Engelliler İlköğretim Okulu’na başlayan 13 yaşındaki Yunus Eser, yatılı kaldığı okulda 2 Ekim’de korkunç bir ihmalin kurbanı oldu. Okul gününün bitmesinin ardından, yatılı okulun kurallarına göre, saat 18.00’den sonra dışarı çıkmaları yasak olan işitme engelli öğrenciler futbol oynamak için bahçeye çıktılar. Oyun sırasında, okulun yan tarafında bulunan yükseköğrenim öğrenci yurdunun bahçesine kaçan topu almak için Yunus Eser gönüllü oldu. Yunus, iki bahçeyi ayıran duvarı tırmandıktan sonra topu almak için hamle yaparken, bir elektrik direğinde açıkta bulunan elektrik kablolarını göremedi. 2 liralık bir elektrik yalıtım bandıyla kapatılabilecek kablolara yanlışlıkla dokunan Yunus, elektrik akımına kapıldı. Karamürsel Devlet Hastanesi’ne götürülen Yunus, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Öğretmenler ve idareciler kazayı gizledi
Yunus’un ailesi haberi olaydan birkaç saat sonra aldı. Öğretmenler anne Hanife Eser’e, Yunus’un top oynarken bir kaza geçirdiğini, hastaneye gelmeleri gerektiğini söyledi. Derhal hastaneye giden aile üyeleri, uzun bir süre boyunca hiçbir yetkiliyle veya doktorla görüşemediler. Öğretmenler ve idareciler Yunus’un ölüm sebebini gizlerken, aile oğullarının elektrik akımına kapılarak yaşamını yitirdiğini savcıdan öğrendi.
Anne Hanife Eser, olay günü yaşananları BirGün’e şöyle anlattı: “Öğretmenler, ‘top kazası’ dedikleri için kolu veya bacağı kırıldı sandık ve hastaneye gittik. Serviste, polikliniklerde Yunus’u aradık ama yaşamını yitirip morga konduğunu sonradan öğrendik. Saat 17.00’de çocuklar yemeklerini yemiş. 18.00’den sonra bahçeye çıkmaları yasak olmasına rağmen öğretmenler bahçede oynamalarına izin vermişler. Olay da 19.05’te gerçekleşmiş. Öğretmenler ve idareciler bu işte ihmalleri olduğu için elektrik çarpılmasından hiç bahsetmediler. Yunus’un iki okulu ayıran demir korkuluklara asılı kaldığını, ölümün böyle gerçekleştiğini iddia ettiler. Yunus’un nasıl öldüğünü savcıdan öğrendik.”
Okula başlayalı 3 hafta olmuştu
Hanife Eser, Yunus’un o okula henüz başlamış olduğunu, kendi geleceği için ayrı kalmayı göze alıp Yunus’u yatılı okula yazdırdıklarını anlattı. Hanife Eser, “O sene başlatmıştık o okula. 2011 sonunda birkaç aylığına gitti. Alışsın diye bir ay gitti. Okullar tatile girdi. İki hafta gitti, üçüncü haftanın ilk günü gitmedi. Salı günü götürünce de bu oldu. Yatılı olduğu için kendisi de orada kalmak, bizden ayrı olmak istemiyordu. Olay günü Yunus’u okula kendim teslim etmiştim. Ayrılırken çok üzgündü. ‘Seni bırakıyorum ama bu ayrılık senin geleceğin için, lütfen bana kızma’ dedim. İhmal ve dikkatsizlik yüzünden yükseköğrenim yurdu yetkililerini, Yunus’un okulunun idarecilerini de olayda sorumlu buluyorum. Öğrencilerin işitme engelli olduğunu hepsi biliyordu. Bağırsan, seslensen duymuyorlar. Böyle bir ihmalin ölüme sebebiyet verebileceğini onların da düşünmüş olması gerekirdi” diye konuştu.
YURTKUR müdürüne soruşturma izni yok
Yunus’un öğrencisi olduğu A. Gazanfer Bilge İşitme Engelliler İlköğretim Okulu müdürü ve okul teknisyeninin “taksirle ölüme sebebiyet verme” iddiasıyla yargılandığı davada, ölüme sebebiyet veren açık direğin bulunduğu YURTKUR idarecisi hakkında ise savcılık soruşturma izni vermedi. Davanın ilk duruşması, Sakarya, Akyazı Adliyesi’nde 17 Eylül tarihinde saat 09.25’te görülecek.